Ana menu:
Temaşa > Sahne > Aktör Dediğin Nedir ki...
Erol GÜNAYDIN
Kavuklu Hamdi'den İsmail Dümbüllü'lere kadar süren meddahlık geleneğinin son temsilcilerinden hem meddah, hem tiyatro sanatçısı olan Erol Günaydın; 1933 yılında Akçaabat'ta doğdu. Adına şarkı bile yazılan Kiziroğulları lakaplı aileden gelmektedir. Nakliye işiyle uğraşan babası çocukların eğitimini bahane ederek, hepsini bir kamyonla İstanbul'a getirdiğinde Erol Günaydın 8 yaşındaydı.
Beşiktaş'ta Alaybey Sokağı'na yerleşirler. Erol'un ilkokul yılları, Karadeniz şivesini düzeltmekle geçer. Sonra bir ahbaplarının tavsiyesi ile Galatasaray Lisesi'ne yatılı öğrenci olarak girer. Çetin Emeç, Mümtaz Zeytinoğlu, Tanju Bileda gibi isimlerin olduğu bir sınıfın öğrencisidir Erol Günaydın. Önce hocaları hicvettiği küçük gösterileri ile sınıflar arasında turneye çıkar, sonra okulun tiyatro kulübüne girer.
Kertenkele rolü
Günaydın'ın sadece insanları ve hayvanları değil nesneleri de oynadığını söyleyen Tahsin Yücel, "Bir masayı bir rakı kadehini dakikalar süresince oynayabilir. Onunla karşı karşıya otururken eline ve yüzüne dikkatle bakarsanız, sizi de oynadığını görürsünüz" dedi. Günaydın'ın Galatasaray Lisesi'nde provalara gitmek için lisenin yüz metreyi bulan duvarına tırmandığını anlatan Yücel, bu olayı şöyle anlattı: "Bu kertenkele oyununu, aradan onca yıl geçmesine rağmen bugün bile düşündükçe tüylerim ürperir. Benim bildiğim kadarıyla Galatasaray Lisesi Galatasaray Lisesi olalı bir tek kişi aşağıya inmiştir o duvarlardan büyük Ozan Cahit Sıtkı Tarancı. Bir tek kişi de yukarı çıkmıştır Erol Günaydın".
Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sonra Fransız ekolüyle gelenekselliği birleştiren sanatçı, ilk defa "Sinekli Bakkal" filminde Kız Tevfik tipiyle 'zenne'liği dener. Yıllarca zenne olarak sahneye çıkan Günaydın, 33 senedir evli olduğu Güneş Hanım'la Kenterler'le İzmir'e yaptığı bir turne sırasında tanışır.
Erol Günaydın, çok hassas bir kişiliğe sahiptir. Hiç kimsenin kalbini kırmak istemez. Çevresindeki insanlar onun bu yönünü her fırsatta dile getirirler. Bu özelliğini kendisi şöyle anlatır:
"Ben tiyatro için pazarlık yapmayı öğrenemedim. Yaptığım işe değer biçmeyi bir türlü beceremedim. Patronluk da yapamazdım. Patron olacağım, arkadaşıma daha az vereceğim, kendim çok alacağım. Sonra onunla karşılıklı oynayacağız. Ben hassas adamım, onun bakışından bile manalar çıkarırım..."
Erol Günaydın'ın Nasreddin Hoca tiplemesi, Meddah gösterileri, Ayı Yogi seslendirmesi ve canlandırdığı diğer pek çok karakter, günümüzün en tanınan ve kıdemli aktörlerinden biri haline gelmesini sağlamıştır.
Gazeteci-yazar Emine Algan tarafından birkaç aylık bir süre içinde kendisiyle gerçekleştirilmiş bir nehir-söyleşi 2007 yılında "İki Kalas Bir Heves" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.
Erol Günaydın, tiyatronun yanı sıra oynadığı birçok sinema filminde ve televizyon dizilerinde canlandırdığı rollere capcanlı bir hayat vermiştir adeta. Bu sebepten, hayatına birçok ödül sığdırmıştır.
ÖDÜLLERLE DOLU BİR HAYAT...
Günaydın, okulda Dümbüllü'nün taklidini yaparak başladığı sanat hayatını Devlet Tiyatroları, Dormen Tiyatrosu, Ses Tiyatrosu ve Şan Tiyatrosu ile sürdürdü. Erol Günaydın, sanatla geçen 50 yılda, Muhsin Ertuğrul, Haldun Dormen, Kenterler, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Cüneyt Gökçer, Mahir Canova, Ergin Orbey, Ferhan Şensoy gibi isimlerle oynadı. Bu yıl Dünya Tiyatrolar Günü'nde, İsmail Dümbüllü, ödülünü alan Erol Günaydın, Afife Jale Nisa Serezli Aşkıner, Özel Ödülü, Altan Erbulak Oyunculuk Ödülü, Gazeteciler Cemiyeti Oyunculuk Ödülü, Nasrettin Hoca Oyunculuk ve Yaşam Boyu Sanat Ödülü ile Karagözcüler Derneği Yaşam Boyu Sanat Ödülü'nün de sahibi.
1967 Antalya Altın Portakal Film Festivalinde, "Güzel Bir Gün İçin" adlı filmle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo Ödüllerinin sahibi olmuştur.
Sinekli Bakkal, Hırsız-Polis, Cennet Mahallesi, Tatlı Kaçıklar, Çiçek Taksi ve Süper Baba rol aldığı televizyon dizilerinden bir kaçıdır.
Erol Günaydın;
"50. yıl kutlaması benim için bir jübile değil, mola. Tiyatronun yaşı yoktur. Ağır hasta veya ölü rolü bile oynayabilirsiniz. Bu iş pazara kadar değil, mezara kadar"
Alt-Menu: